Aslında Sen de Yoksun, Ben de

Kediyi seven bir kadın fotoğrafına bakarak geçirdim son yirmi yılımı… bıkmadan, usanmadan… Acelem de yok, bir yirmi yıl daha bakabilirim. Yıllar sonra yeni bir fotoğraf ile bu denli bir çırpınışı yüreğimde hissetmek bana ağır geldi. Elimin altında, uzanamadığım! Seni sana emanet ettiğim İnci Kafe’de ki son gülüşün birkaç kez daha hançerledi beni sanki tüm gücüyle. Ve yeni fotoğrafını gördüğüm bugün, benim için çok daha mavi. Onur Akın’ın Asi ve Mavisi çok daha deli fırtınalara gebe kaldı bugün.

Haziran’da mavi benekli çocukları hatırlar mısın bilmiyorum… İşte o çocuklar bende olan yerini yepyeni bir auraya itti. Kısacık ömrüm sanki bir an kadar kısa zamana büründü ki, şu anda zaman kavramım uçup gitti. Sanki hiç zamanı öğrenmedim, zaman diye bir anlam yok benim için.

Bugün 14 Şubat, 47’nci yaş günüm. Kaleme aldığım onlarca sayfada, yüzlerce satırda sen vardın. Yazdıklarımın hepsi bugün çöpe gitti. Yeni bir gün ile yeni bir geleceğe açılan kapıdan girmemek için zor tutuyorum kendimi. Yeni oyunlara yok sayılmak için çabalarken sesimdeki çığlıklara boğuluyorum…

Bir cümlende söylemiştin; “… yazılarda benim için senin kalbin, senin duyguların, her satırında senin emeğin, senin düşüncelerin, senin hayallerin, hayal kırıklıkların ve umutların var”. İşte ben bunları yazılarımda, satırlarımda senin için paylaşıyorum.

An için yazacak, söylenecek çok söz olsa da, aksine yazmamalıyım, söylememeliyim… Aslında sende yoksun ben de… Ben bir Van macerası için Eskişehir’de yol kenarında bıraktım seni bir daha görmemek, gözlerine dalmamak üzere.

İstikametim Fethiye. Yıllardan sonra aynı kentteyiz, aynı kentin aurasını soluyoruz, aynı gökyüzüne bakıyoruz. Bilmediğim, göremediğim bir yerlerde aynı denizin kokusunu alıyoruz. Attığım her adımda sen varsın… Senin de bu yollarda yürüdüğünden emin, tadını çıkara çıkara adımlarımı atıyorum. Aynı sokak, aynı çarşı, aynı cafelere bakıyorum senin baktığını hissederek.

Zifiri karanlık bir gecenin içimdeki fırtınalarla en parlak fikirlerimi yanıma alarak geçiriyorum. Duygularım her yönüyle kaşıyor beni. Oluşturduğum torbalardan beklentilerim taşarken endişelerim zaten kaç torbayı doldurmuş sayamıyorum. Yine de en taze umutlarım yalnız bırakmıyor beni.

Her insan gibi gelecek için ümitlerimi yeşertip büyütme hevesini artırarak meyvesini toplama aşamasına geçmek sanırım epey zaman alacak. İzlediğim sinemalardaki, okuduğum romanlardaki giriş bölümüne hem yazıyor, hem oynuyorum. Yazarda benim, oynayanda benim ektiklerimin sonucunu görmeden…

 


Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git