Küçük Bir Senaryo Var İçimde Büyüyen

25Yüzünü göremedim henüz. Tüm esrarengizliğiyle sahneye çıkmış, çocukluğumun peri masalı, film şeridi gibi aktı gitti. Ne yazarlar yazdı, ne yönetmenler oynattı. Yazanda oynayan da benim kendi dünyamda… Dünyam büyüdü… Yıldızlar geçti yanı başımdam… Adını koyamadığım fırtınalar koptu içimde gençliğime geri döndüğüm, liselim. Yağan kar tanesinde ararken, yürüdüğüm yıllarım geldi aklıma. Umudumu yeşerttiğim, küçüklerini büyüttüğüm, büyüttüklerimi zaman zaman mezara gömdüğüm.

Siyahı severim zaman zaman, o beni sevmese de… Hayatı seviyorum her zaman yanımda olmasa da. Umudumu beyazlara bağlamışken siyah renkte, çokta kısa olmayan mini eteği ile adımı attı içeriye doğru sarı saçlarıyla. Yokluğuyla varlığını ispatlarcasına attığı adımlar beraberinde beni de aldı götürdü. Arası açık kapılar ardından bakakaldığım bir günün ardından Meral Sezgin geldi aklıma. ” Şu camları örten perdeler, neler gizlediler, neler gördüler..” Yılların fırtınası var içimde… Yılların eskittiği duyguların canlanışının kutlamasını yapıyorum kendi bünyemde. Bana katılanlar sevinçlerim, umutlarım, beklentilerim. Hani sanatçının dediği gibi küçük umutlarımı büyüttüm ben. Geçen yıllar umutlarımı kocaman yaptı, sığdıramıyorum. Attığım adım yok, varlığımdan habersiz peşindeyim ılgıt ılgıt.. Ne sen varsın ne de ben… Ama içimde büyüttüğüm bir sen var birde bende bıraktıkların. Küçük bir fotoğrafın var dijital dünyamda ara sıra baktığım. Gözlerinde dünyaları barındırdığın fakat bu dünyayı henüz benim bile kabullenemediğim bir hayatta yaşıyorum. Hayat derken bana çok yakınsın, hem de çok uzak. Adını bile bilmediğim bir hülyalar alemindeyim umutlarımla… İsteklerim mi var bilmiyorum.. Neyi istiyorum, ne istiyorum… Bir çırpınış var içimde, en derinliklerde hissettiğim. Korkunun yanında pişmanlıklarım var en sonuna kadar demini vuran.. Sen varsın….

Küçük bir an içerisinde yaşadığım uzun metrajlı bir film çevirdim kendi kendime. Hem yazdım, hem oynadım, hem yönettim. Bir daha kapağını açmamak üzere kapattığım hatıralarımı yine bir tebessümle açtım  tüm umutlarımı bağlayarak.  Umutlarım diyorum her gün yıllarca suladığım. Uğruna şiirler yazdığım. Mutluluğun resmini çizerken aldığım renkleri de karıştırdım, filmin sonunda. Kısa süren film saatler sürdü içimde. Hepsini tekrar tekrar oynadım, tekrar tekrar yazdım. Seni sensiz sayfalara doldurdum. Küçük bir hatıra ile sevgiyi, aşkı, umutları tekrar yazdım. Hiç bi yazar kalmadı geride. Ben varım dünyada tek yazan… Sen varsın dünyada tek yazılan.

Yıllar sonra kader mi diyeceğim hani iki çizgiyi birleştiren. İsim koymak istiyorum, tanım yapmak istiyorum. Hani nedir diyeceğim kelime hazinemi bırakmışım yıllar önce bir kapı aralığında. Umutlarımı vermişim bir dosya kapağı içerisinde gizliden gizliye. Bir sen varsın, bir siyah eteğin, bir sarı saçların… Yıllar sonra bayrağımdan sonra yeniden sevdirdin beni kırmızıya. Kırmızı… Ülkemde kırmızıyı gördüm ben, ömür sonra da seni. Geç kalınmışlığın pişmanlığı ile tekrar yaşanabilir bir yeni dünya kuruyorum kendime yanıma seni de alarak. Kırmızım var, hilalim var ama yanına yıldız koymak üzere tekrar çıkıyorum yeni hayata. İçimdeki çırpınışların tükeneceği bir zamanda yeni bir ilaç kaynağı gibi doğdum yüreğimde. Hani dedin ya yürek yemişsin sen diye. Yürek dediğin küçük kalıyor, yarın kaybolup gidecek. Üzerine bir sifon çekecek kadar küçük. Ama bir sen varsın ki dünyalara sığdıramadığım. Hani dedim ya büyük anlayışın kadar. Sen büyük kelimesinin büyüklüğünü henüz tartamadın, kıyaslayamadın. Varlığını bilmiyorsun, yaşamıyorsun… Onun büyüklüğünü ben yaşatıyorum, beraberinde küçük bir gül paketi olarak sana sunuyorum.

Hiç bir şeker tatlı değil, henüz hiç bir çikolata üretilmedi senin kadar tatlı olan, aranılan, istenilen… Hiç bir tat seni vermedi. Hiç bir şey seni yaşatmadı. Bir bakışınla hortumları çağıran, bir tebessüm ile ilkbaharı getiren olmadı. Yağan karlar çoktan eridi, suları çoktan umutlarımı büyüttü…. Verdiği meyveler öylesine çok öylesine kıyılmaz ki… Her noktasında sen ve seninle güç alan ben varım.

Beklentilerimi gömdüğüm bir gün yine çıktın karşıma haberli olarak. Ben ki kendimi tanımamışım. Açtığım kapı arkasından hoş geldin dediğim dünyama. Dünyam dediğim, küçük… Dönsen sonu gelecek. Bakışlarımı çevirdiğimde gözlerin alamadığı kadar geniş, büyük, yüksek… Büyüklüğün sebebi sensin. Sevinçlerin adımı, mutluluğun tanımı sensin. Sen ki dünyadaki sevinci, mutluluğu, sevdayı, ağlamayı, umutları tekrar yazdın, tekrar yarattın.

Sevda bu ağlar mı? Ağlar… Güler mi? Güler… Mutlu Olur mu? Olur…

Hani senin bastığın toprak yeşerir, senin baktığın güller açar, güneş doğar… Yokluğun ise soğuğun en son demini yaşatır. Son dem demişken… Son demini almış en büyük sevdamsın….


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git