Antalya – İbradı Günlüğüm

20 Haziran 2015 tarihinde, bir yaz başlangıcıydı gitmem İbradı’ya.

Antalya’ya 170 km uzaklıktaki İbradı’ya ulaşabilmeniz için uzun uzadıya tırmanıyorsunuz.  Antalya Fotoğraf Kulübünün  gezisi  ve İbradı Belediyesinin düzenlediği Fotomaraton sebep oldu benim gitmeme.

Açıkcası çok güzel bir köy, düğmeli taş evleri, bahçeleri fotoğraf karelerine almak istiyorsanız birebir bir yer. Hatta kendiniz için ilçe ve köy sakinlerinin hepsi hazır bir model gibi sizleri bekliyor. Bir çok evin kapısı her daim açık. Her kapıyı çalarak içeriye girebilir ve mahalle sakinleri ile birebir muhabbet ederek yemeğinizi yiyebilir, çayınızı yudumlayabilirsiniz.  Bu konuda çok misafirperverler.  Onlarla Anadolu insanı olarak gurur duydum doğrusu.  İlçe olarak bu konuda çok yol katetmişler ve turizmi geliştirmek adına hep birlikte çok çalıştıkları her hallerinden belli.

Nüfus azlığı çeken bir yer İbradı…  Yaşça büyük insanlar var etrafta. Anlaşın gençleri çoktan terk etmiş, gitmiş bu diyarlardan.

Erymna Antik kentinden söz etti, Ürünlü köyünden bir ağabim…  Ama ben antik kent olarak bir şey göremedim, yada oraları görme imkanımız olmadı. Bilemiyorum… Toplu bir halde hareket edince bazı şeyler atlanıyor tabi.

Benim gittiğim dönemde kirazlar olmuştu ve orada yemiş olduğum dutların tatlarını hâlâ arar dururum .  Eğer sizlerde bu dönemde giderseniz tadına bakmayı unutarak pişman olmayın.

Ben hayran kaldım… Düğmeli evlerine, konaklarına… 1800’lü yılların sonunda çıkan yangında bir çok ev ve konak harabeye dönmüş… Yine de yapmışlar, yaptırmışlar ve yakıştırmışlar kendilerine güzel yapılarını. Dikkat ettiğim bir nokta da evlerin kapılarında ve oda tavanlarında tahtadan yaptıkları süslemeler. Bir harikaydı işçilikleri… Bir an insanın göçüp gelip, burada yaşamak istiyor… Ya da en azından birkaç gün tatil yaparak aurasını solumak istiyor, bu sessiz , sakin ve temiz hava dolu güzelliğin…

İbradı’ya giderseniz  görmeniz gereken bir yerlerden biri  Altın Beşik Mağarası. Mağara iniş yolu çok heyecan verdi bana. Dar yollardan ve uçurum kenarlarından iniyorsunuz, hızlı bir şoförünüz varsa benim gibi hissetmeniz gayet normal olurdu sanırım.

Mağara çok eski ama keşfi yakın bir tarih. 1966’da Dr. Temuçin AYGEN keşfetmiş.  Dr. Jeolog Temuçin AYGEN hakkında bilgi edinmek isterseniz http://www.obruk.org/node/1279 adresine tıklayabilirsiniz.  Ben merak ettim bu mağarayı görmemize sebep olan insanı…  Mağara içerisinde bulunan su Beyşehir Gölü ile bağlantılı olduğu söylendi bizlere. Mağara 200 metre kadar ve mağaraya botlarla girip gezebiliyorsunuz.  Mağaranın içerisinde ikinci bir kat var görebiliyorsunuz. Bu katta da sığ bir gölün var olduğu söylendi ama bizler göremedik.

İbradı hakkında maalesef çok geniş bir bilgi yok internette. Ancak ben gezi metnini yazdıktan sonra bir öğretmen arkadaşımızı buldum sayfalar arasında. Özlem Soydan öğretmenim…  Onun da sayfasını ziyaret etmek isterseniz isminin üzerinden sayfasına link veriyorum…

Koca bir günü dolu dolu yaşadım İbradı’da…  Sadece dutlarından yemek için bile bir gün tekrar gelmek istiyorum. Taş yollarında yürüyüp, düğmeli evlerine bakarken, ilk geldiğin günü hatırlamak istiyorum…

Teşekkür ediyorum,  bugünü hissettiren, bu küçük hikaye de bana da rol veren herkese…


Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git