Arabamdaki Bavul

 

Açılan kapının arasından ürkek bakışları ile içeriye uzanan başını geriye iten bir nesne varmış gibi zorlandı sanki. Kıvırcık saçları yüzünün yarısını kapatmış bir yandan açmaya çalışıyordu. Mesainin bitmesine sayılı dakikalar kalmıştı. Acelesi vardı,  belli ki geç kaldığını düşünüyordu.

“Ben” dedi kısık sesle. “Buraya atandım, Kilimli Köyüne” Söylemek istediğinin gerisini getirmedi benim anladığımı düşünerek. Ya da bilemedi ne diyeceğini.

Birkaç dakikalık iş vardı benim yapabileceğim. Burada göreve başlama işlerinden çok nerede konaklayacağı endişesini yaşadığı her hareketinden belliydi. Nitekim kalacak yer vardım diye sordu. Hemen yanımızda 6 yataklı bir öğretmenevi, az ileride ise hiç boş yeri olmayan küçük bir otel vardı. O gün göreve başlayan onlarca öğretmenden sonra konaklayacak yerin olması imkânsızdı. Mevcut seçeneklerin yanında telefon numaramı da verdim ki çok geçmeden beni arayacağını bilerek.

Nitekim öyle de oldu. Bir elin parmakları kadar dakikayı geçirmeden dönüş yaptı ki bu süre sadece yolun karşısındaki öğretmenevine gidecek kadardı. Kalacak yer sözü ile kapattığım telefonu misafir etmesini istediğim kişiye yönlendirdim.

O günü kurtaracak kadar yer edinsek te ev sahibinin ilçeye gelmesini beklemek zorunda kaldık. Öğretmen arkadaşın bayan olması elbette birçok şeyi zorlaştırıyor olsa da, evimizden uzak dostlar edinmeliydik. Birilerine güvenecek kadar elimizi uzatabilmeliydik ve aynı hikayeyi paylaşanlar olarak bizlerde öyle yaptık.

Çaldıran’a ilk geldiğim gün geldi aklıma, her yeni gelende olduğu gibi. Benimde kalacak yerim yoktu, odalar doluydu ve ilk birkaç günümü öğretmenevinin lokalindeki bir kanepe üzerinde geçirmiştim.

Sonbaharın ilk günleri, karanlığın bütün kasveti çökmüştü kent üzerine. Kilidi bozuk arabamın bagajına bavulunu koyarak yediğimiz yemeğin ardından bekleme noktamız evim oldu. Kaldı ki Çaldıran iki adımlık küçük bir yer. Eylül ve Ekim ay’ının soğuğu vurmuş. Ne gidecek bir yer var ne de bekleyecek.

Unutamadığım anlardan bir akşam yaşadım ilerleyen saatlerle birlikte. Yardımcı olmak isterken henüz kullanma fırsatı bulamadığı kıyafetlerinin olduğu bavulu maalesef birisi alıp gitmişti. Çaldıran gibi bir yerde kimsenin giymeyeceği elbiseleri, ayakkabıları alıp gitme sebeplerini hâlâ anlayabilmiş değilim. VE hâlâ bu olayın mahcubiyetini yaşarım içimde bir yerlerde. Neden bavulu arabada bıraktığımı hâlâ sorar dururum kendime ve yine üzülürüm, yine üzülürüm.

Çok üzüldüğüm o geçek geç saatlere kadar bavul aradım sokak sokak. Alan kişinin işine yaramayacağını düşünerek bir kenara bırakacağını umut ettim. Olmadı. Bulamadım. Yarınlarda kullanacağı her şeyi benim sayemde kaybeden arkadaşım üzerindeki kıyafetlerle kala kalmıştı. İhtiyaç tedarikinin en hızlı yolu elbette mağazalardı. Fakat o mağazalar henüz Çaldıran’a teşrif edememişti ki bayan bir öğretmenin alış veriş yapabileceği neredeyse hiçbir yer yok.

Zamanla bölgeye o da ayak uydurdu diğer gelen herkes gibi. Diğer bir tanımla uydurmak zorunda kaldı. Okulu ve köyü yüzünden belki en şanslılarından birisiydi diğer köyler ve okullarla karşılaştırıldığında. En azından küçük bir lojmanı vardı ve yolun karşısında Sağlık Ocağı ile yakından edinebileceği daha çok dosta sahip olabilecekti.

İnsan elbette aşıyor böyle şeyleri. Bir süre sonra belki de gülüp geçiyor. Kaybedilenler alınıyor, zamanla da olsa hesapları kapanıyor ama yaşanılan anıların unutulması zor.

Yenilerde anne olma sevinci yaşayan arkadaşım elbette kaybettiklerini çoktan unuttu. Eşyalar bir kenarda tozlu sayfalar arasında kalsa da ben kelimelere dökerken tekrar yaşıyorum arabamdaki bavulu. O da kendi içerisinde farklı yaşamıştır tabi benim bilemediğim, kimseyle paylaşamadığı. Bu yazdıklarımı bir yerlerde bulur okur mu bilmiyorum. Fakat uzun süredir görüşemiyor olsam da, yeniden özür dilemek istiyorum emaneti ve emanetleri için.

 


Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git