Hayata Güldüğüm Son Gün

 

22.11.2011. Saat 15:53. Kırmızı bir zarf geçti elime. Yüreğim pır pır etti, heyecanlandım. Sevincimin yerini korku aldı yazdıklarını okumadan önce. Umarım kötü şeyler değildir diye mırıldanarak açtım zarfı anlatılmaz duygular içerisinde.

Sevinmek ile üzülmek arasında yatay ince bir çizgi çektim titrek ellerimin arasındaki bir kalemle çizgiyi dışarı taşırmamaya çalışarak. Her defasında biliyorum ve söylüyorum kendi kendime de olsa. Seni seviyorum ve öylesine çok özledim ki…

Tiryakiyi dinlememi söylemişsin. Ben Tiryaki ile uyuyup, Tiryaki ile gözlerimi açıyorum sensiz bir hayata. Seni sensiz yaşamak nasıl bir duygu sen bilir misin? Sen hiç sensiz kaldın mı? Sensiz yatağa girmek, sensiz sokaklara çıkmak, sensiz Tiryakiyi dinlemek ne demek bilir misin?

Keşke oyuncak olsaydım da ellerinin arasında paçavraya dönseydim. Sonra o bahsettiğin ağlamak, acı çekmek, hayatı zehir etmek bana kalmış olsa. İnan bana böyle bir durumdan bende memnun değilim. O huzur dediğin şeyin ne olduğunu artık bende bilmiyorum.

Biliyorum ki bir gün bir Kasım akşamı başlattığım birlikteliğe nokta koyacağım. Ve o an sen olmayacaksın.

Seni aramak istiyorum. Sesini duymak istiyorum. Ama her defasında 19 Mayıs günü saat 16:00 civarlarındaki son görüşmemizde ağladığını duydum ya, seni üzdüğümü, param parça ettiğim tirende giderken ray seslerinin kafama çakıldığını hissettim ya. Sanki hayata güldüğüm son gündü….

Şimdi de boşver dediğim nasıl olsa bu bir veda. Sitemimde, hüznümde sakladığım yerlerinde kalsınlar nasıl olsa gidiyorum.

Sen yoksun. Bunu düşünmek beni nasıl sarsıyor bir bilsen. Ömrümün sonuna kadar sensiz olmak nasıl bir yoksulluk bilsen. Beni anlamayacağını biliyorum, yokluğum senin için korku verici değil biliyorum. Bu kaçınılmaz bir sondu. Günlerce kendimi teselli etmek için söylediğim söz. Ama olmuyor. İçimde kıyım kıyım kıyılan bir yer var ve ben bunu durduramıyorum. Uyusam-uyansam, yürüsem-otursam, dost muhabbetlerine katılsam da ayrılık acısı bırakmıyor beni. Ve ben gene acı çekiyorum. Bu doğanın bir kanunu muydu? Üzülmemek için sevmemeliymiş insan.

Yaşamayınca anlamsız geliyor ama yaşadığında doğruluğunu biliyorsun bu sözün. Sevmenin bedeli büyükmüş, terk etsen de!! Kalsan da!! hep acı veriyormuş sevgili.
Şimdi ey sevgili; geceleri uyuyamıyorum!. Ağlasam da gülsem de içimde gene sen varsın. Adın dönüyor gene ortalarda ve ben seni unutmaya çalışıyorum. Etrafımda çabuk çabuk seven insanları gördükçe kendimden nefret ediyorum. Neden hiç hak etmediğim halde seni  böyle derin sevdim ve sevmekten vazgeçemiyorum diye.

Hislerim ne olursa olsun dilerim Allah’tan yolumuz bir daha kesişirse kesiştiği yerde bir daha ayrılmamacasına bağlanır.

Haydi! Şimdi derin bir nefes al…
İçinin çekildiğini hissedene kadar al…
Bu doğumdur. Yaşamaktır.
Ardından ver soluğunu, boşalt içini, ölümdür bu ise…
Ruhların, hayat ölüm döngüsünü kurabilmesidir sevmek.
Ve, bunlar için söylemektir ‘seni seviyorum’ kelimelerini…
Sorumluluklar, gereklilikler, vicdani borçlar, verilen emeklerin karşılığı değildir sevmek…
Cezmi Ersöz’ ün dediği gibi ‘ Aşkta Yarın Yoktur Sevgili’.
Haydi! Şimdi derin bir nefes al…

Çünkü seni ölesiye seviyorum…

 


Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git