Kendime Mektup

Yine karanlık bir gecenin aydınlık bir köşesinde kendimle baş başayım.Yaşıyorum, yaşadıklarımı sorguluyorum. Henüz cevap verecek bir sorgulama yöntemi bulunmadı. Çağa ayak uyduramadığım akşamlardan birisi. An olarak yaşadıklarım şu küçük zaman diliminde kalacak, sabahın ilk ışıkları ile gözlerimi açtığımda hepsi akşamda kalmış, yaşanmamış sayılacak.

Yıldızlar pembe dersem inanacak mısınız? Deniz siyah, bulutlar yeşil, ormanlar mavi. Kim inanır renklerin bu denli çıldırdığına. Yine bir kasvet çöktü penceremden içeri olan ışığı kapatarak. Hırpaladığım umutlarımın tohumlarını söküyorum ben yeniden yeşermesin, kendini göstermesin, büyümesin diye. Büyüyünce bozuluyor tonu… Her şey daha zor… Daha çok engelli. Ah benn.

Ben var ya. Dünün en büyük mutluluk abidesi, en güçlü umutların efendisi, en dolu hayatın prensi. Ben var ya hep dünün bıraktıklarını yaşayan, hep dünü arzulayan, hep dünde yaşayan ama gerçekçi olamayan.

Bir Kasım akşamıydı…. En uzak şehirlerin en küçük kasabası. Öylesine keskin bir dönüş olmuş hayatımda. Neler bekliyordu, neler bekleyecekti. En soğuğu en derinden hissederken bir bir döküldü kelimelerim. Küçük bir reklam arasında son buldu umutlarım. Tekrar ekemedim, yeşertemedim, büyütemedim. Umutlarım dı beni her daim mutlu eden, hayata bağlayan, hayattan beklentilerimi sıraladığım. Ancak bir Aralık ay’ı bitirdiğim güzelliklerin son noktası, son demi. Olsun. Sizde iyi ki varsınız hayatımda, sizde iyi ki oldunuz. Ben sizinle gerçek hayata adım attım, sizinle olgunlaştım, sizinle yaşıyorum. Sizler ben yaşadığım sürece benimle olacak, benimle savaşacaksınız hayatın zorlu adımlarını. Biliyorum… Yolun sonunda bir mum ışığı var yine benim büyütmemi bekleyen.

Kelime hazinemin yetmediği en cahil dönemini yaşadım soğuğu en derinden hissettiğim zamanlarda. Bu sayede öğrendim insanın gözyaşının donduğunu. Soğuğa daha çok direncim arttı fırtına ile birlikte gelen ayazlar sonrası. Hani mecmualarda gördüğüm hayat kısa karikatürlerini esip geçmiştim ya. Şimdi en dolusundan enjekte ettim damarlarıma o kısa zamanı. Tarifini edemediğim bir zaman dilimi var hepsini geriye getiremediğim.

Ah be hayat… Hırpalıyorum yine kendimi en acımasız tavrımla. İncinmesin diyerek en nazik tarafımla. Ağlamalıyım ağlıyorum. Gülmeliyim gülüyorum. Mutu olmalıyım mutlu oluyorum. Sevinmeliyim seviniyorum. Yaşamalıyım yaşıyorum eksik bir şeylerin ardında. Özlemim, sevinçlerim, mutluluğum var her kelimesinde. Hani ne fırtınalar kopuyor içimde, gönlümde, umutlarımda sana aktaramadığım. Söylesem ne olur, mutlu olur mu, üzülür mü, ağlar mı. Yoksa yine en ağırını taşırmı sırtında derin izler bırakarak. Bugün varız, şimdi varız… Ama bilemem ki saniye sonra ne olacağımı…

Ey ben…  unut yazdığın karanlık geceleri. unut göz yaşlarını sildiğin o geceleri. Unut ardında bıraktığın üzüntülerini. Sevinçlerin ve mutlulukların seninle kalsın. Onları elleme. Her ne olursa olsun seni ayakta tutan acılarınla daha güçlü kıl geleceği.

Yine bir kendime yazdığım mektubumlayım. Zaman zaman karaladığım sonra silip attığım. Elimde kalanlarla yıllar sonra okuduğumda tarifi imkansız yeni duygulara sahip olduğum. Seni seviyorum. Seninle Mutluyum… İyi ki varsın…


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git