Özledim Seni Kütahya’m

 

Yıllar sonra arkama dönüp baktığımda harabeye dönen fakat her şeyi ile unutulmuş gönülleri, kat kat kurulan ve yine unutulan iyilikleri, güzellikleri anımsıyorum zaman zaman.

Zamana yenilip tarihin tozlu mazisinde kaybolanların sayısı çok. Lakin bir yerlerimden tutup hâlâ bırakmayan o ilk günkü sıcaklığını koruyanlarda yok değil hani.

Lise yıllarıma dönmek istediğim oluyor. Hani o hayata merhaba dediğim, yaşamım içindeki en güzel yıllarım dedim. O dönem kaçıp kurtulmak istediğim şehrimin sokakları, parkları. Hayat yok dediğim şehrimde akşam karanlığının çökmesinin ardından yanan ışıkların aydınlattığı sıcak aile yuvalarını hissedemediğim, göremediğim, anlayamadığım zamanlar. Sizi arıyor ve özlüyorum.

Estiği bir gece dışarı çıkıp, 5 dakika gibi kısa bir sürede en işlek caddesini gezip tekrar boğulduğum eve dönmeyi de özlemdim. Sigaraya başladığım çatı arasını, içeceğim sigarayı alacak parayı bulamadığım her demini en koyuluğunda özledim. Uzak dediğim okuluma teneffüs aralığında gidip gelebilmeyi, okul yolunda bulunan çay bahçesinde kaçamak aşkları görmezden gelmeyi özledim.

Özlemek kelimesini söyleyince cümleler almıyor, sayfalar doldurmuyor ve anlatacak duygu dilini henüz keşfedemedim en cahil fırtınalarım arasında.

Özledim diyebilmek yetmiyor. Mazideki fotoğraflar anlık bir sakinleştirici etkisi gösterse de aradığım birkaç isim var onlarca yıldır haber alamadığım. Neredeler, ne yapıyorlar, yaşıyorlar mı merak ettiğim.

Her şeyin 1987 yılında başladığı okulum. Sabahın erken saatlerinde koşa koşa gittiğim, ders öncesi oyunlar oynadığım okul bahçesinin bir dili olsa, anlatsa birer birer. Attığım adımlar, demir saldığım limanlar, rekabetin onlarcası arasında galip gelmeyi bazen en kötü sonunculuğunu özledim. 6-7 yılımı geçirdiğim okulum, aynı caddede, aynı sokakta, aynı binada yıllara meydan okuyan okulum, arkadaşlarım, dostlarım sizi de özledim. Bahçe girişindeki duvara okul çıkışında oturup sevinçlerimi yazdığım, üzüntülerimi gömdüğüm, her gittiğimde umutlarımı yeşertmeyi başardıklarım. Zaman zaman çıkan kavgaları gülerek karşıdan izlemeyi bazen dostlarım için aralarına girmeyi de özledim ürkek bakışlarımla kimseye zarar vermekten kaçmayı da.

Aldığım sigara paketlerine el koyan Ali Gündem’i, her girdiği her derste yılmadan, usanmadan bana sürekli nasihatta bulunan Zehra Yıldırım’ı, sürekli saçıma kızan İlyas Bahar’ı ve Edebiyat Kulübünün vazgeçemediğim platoniğim senide özledim.

İstasyon caddesini özledim. Özellikle öğle vakitlerinde heyecana yelken açanları bir araya toplayan, bir bakışta onlarca kişinin birbirini takip ettiğini görebildiğin, tüm liseleri bünyesinde toplayan ve sonunda hep demir yoluna çıkan yolunu özledim. Ağlayanlarına üzüldüğüm, sevincinden zıp zıp giden mutluluğunu yollara yazan herkesi özledim. Kız Meslek Lisesinin önünden geçerken bana laf atan kızlar. Her ne kadar utancımdan kızarsam da sizi de özledim…

Kaçamak derslerimizin uğrak noktası, Atatürk Lisesinin kızlarının toplandığı Maltepe Parkı. Hâlâ aynı okulun öğrencilerine ev sahipliği yapan uçsuz bucaksız saydığım bir avuçluk bahçesini özledim. Soğuk bir bardak çayına cebimdeki son parayı vermeyi özledim.

Saray mahallesini, Şehitliği özledim. Baharda Badem ağaçlarına koşmayı, Ali amcanın evinin önünde yarışmalar yapmayı, çocukluk arkadaşlarımı dahası beraber büyüdüğüm, beraber askere gittiğim, ama beraber gelemediğim Ethem kardeşim. Mekanın cennet olsun. Boynum bükük olsa da en yüksek değerlere sahip ulaştığın mertebeyi, şehitliğine ağlıyorum. Hâlâ bıraktığın mahalle aynı,  sokaklar yine aynı caddeye, sana çıkıyor. Sen gidince viran oldu Saray Mahallesi. Ne desem boşa kardeşim…

 


Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git