Afiş’in Tanımı

Yaklaşık 15.000 yıl önce, Güney Fransa ve İspanya’daki mağara yapılan resimlerin, insanın çizerek anlatmak ve kendinden soma seslenerek isteğinden doğduğunu söyleyebiliriz. O zamanlar bu kendi güdüleri ile çalışan yetenekli insanlar olduğu bir çıkan etkili biçimleri kullanmak, güdülerden güdücüleri geçişle Bugün en etkili afişi yaptırmak isteyen yatırımcının, totem sahibi olmak farkı olmadığını düşünenler var. Basılmak üzere hazırlanan doğruya sanatsal amaca yönelik olan afiş’in özünde geniş kitle kurma isteğinin önemlice bir payı vardır. Afişin yaratılmasının nedeni ve . kitleler üzerindeki etkileridir.

Afiş, grafik tasarımdan düzen olarak çözünen, ya direk: mesaja sabit, yoruma açık, çeşitli boyutlarda, outdoor’larda kullanılan duyum Her yeni sanatın kökenini araştırmak gelenek haline gelmiştir. Her için, geçmiş herhangi bir dönemde kökler bulmanın olanaklı olmasına karşın, Pompei uygarlığında ya da eski Mısır sancaklarında afiş sanatının kökenini araştırmak çok anlamlı olmasa gerek. Baskı tekniklerinin gelişmesiyle duvarlarda görülmeye başlanan duyum ve bildirgeleri, afişin tarihi için daha geçerli bir başlangıç saymak, daha doğru olacaktır. (M.S. 1200 de Roma’da, kaçan bir hırsız için asılan afiş, ilk afiş olarak kabul edilir

Biz grafikerler, bu ortak anlatım simgelerini yaratıcı kişilerin ilk meslektaşlarımız olduğunu var sayarız. Tüm çağdaş yaratıcıları kendi uğraş dallarının en eski örneklerini, varoluşunu oluşturan ilk önemli ürünleri, kendi sanat disiplinlerinin.

Tiyatrocular, baleciler ateşin çevresinde, birbirlerine oyunlaştırarak anlatan insanları ilk tiyatrocu, ilk dansçı; seslerini ya da bir araç yoluyla ses üretmelerini ilk müzik; çamurla ilk yontu, ilk seramik; yaşadıklarınız mekanların duvarlarına ise ilk resim diye nitelemeleri gelenek olmuştur. Bana kalırsa, bu kökeninde, kendi uğraş dalını sevmenin, saygın üstelik soylu bir sahip çıkarak, tinsel de olsa bir kahta konmanın beleşçiliği egemendir. görkemli bir geçmişe sahip olsa da, olmasa da grafik sanatlar ve özellikle çağdaş haberleşmede en etkin araçlardan biri olarak, niteliksel, özünü en yansıtan, yaratıcı örnekleriyle de niteliksel olarak 20.yüzyılın önemli biridir.

 Bütün sanat dallarının soyluluk savlarına karşılık bir (kaynağını şimdi anımsayamadığım) yaklaşımı, afişin kendisi gibi, adete şok etkili olmuştu benim için. Afiş, sanatın gayrimeşru , diyordu bu yazar. Önce aşağılayıcı gibi gelen bu yargı, biraz düşünülünce önemli boyutlar kazanıyordu. Afişte ağırlıklı olarak etkileri biraz daha bloklamakla birlikte, şiirin duyarlılığı, mizahın, ince ‘humor’u, fotoğrafın anlatım, basım olanaklarının, teknik sinemanın devingenliğini çağrıştıran ve özgünleşen etkisinde bir biçimde afişin anasının sanat olduğu belirgindi. Bu karmaşık ise, afişin yepyeni bir yaratım ürünü sayılması gerekliliğini Afiş, nesiller boyunca soyluluk ve ancak ‘bazı kişilerin değerini varsayılan’, salon duvarını süsleyen tek parçalık, ‘kişiye özellik kapıyı çarpıp kendini sokağa atmış, çoğalmış, oda tutsaklığından, sokak üstüne sıçramış, özgürlüğün tadına varmış, özenle korunan, el paylaşılamayan, varlığını kimseden esirgemeden, yağmura, toza bulanmış olarak pek çok kimsenin yararına sunulmuştur. “sanat afiş biçimsel yenilikleri halka ulaştırırken, büyük kitlelerin özgün sanat yapıtlarıyla özdeşleştirebilmede büyük rol oynamıştır. Diğer sanat dallarının yaygınlaşması yolunda, kitle ile öncü sanat akımları arasında sağlam  bir köprü oluşturmuştur.

” … Günahı sevabı kendi boynuna, ben afişe inandığım, olması gerekliliğinin savunduğum açıdan bakıyorum. Yalnız sevecenlikle baktığım,yaramazlıklarını  hoşgörü ile kabullendiğim afiş, şimdi sokağa çıkıp da duvarlara baktığımızda gördüğümüz dejenere olmuş, çığırırken ve çağırtkan ilanları değildir. Benim inandığım afişin, kendisini savunacak kalemlere, gereksinimi yok, o özgün kimliği ile kendini anlatma olanağını taşır. “


Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git