Sevgiliye Mektup (Eski sevgiliye özlem mektubu)

Senin gibi birini aradım durdum yıllardır. Doğan güneşin sıcaklığında yağan yağmurun şırıltısında, fakir soframdaki bir kaşık çorbada, seni düşünürken içtiğim bir yudum içkide, seni beklerken çektiğim sigaramın dumanında, tatlı uykumda gördüğüm düşlerimde, hafif hafif esen meltem rüzgârında hep seni aradım. …

Kendini hissettirmeyen bir ilkbahar, benim için hiçbir zaman olmamış bir hafta sonu tatili gibiydi. Fırtınalı denizin masum bir adası, ufak bir karaltıyla içeriye giren bir tılsım gibiydi bana yaklaşan…

Sevdim ve hayrandım sana. Her halin çekmişti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim, suskunluğunu da. Küçük oyunları, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.

Bir ben olsaydın anlayabilirdin şu an ne kadar ihtiyacımın olduğunu, seni ne kadar çok aradığımı. Şu kısacak süre içinde olan hatıraların bir an bile aklımdan çıkmadığını, unuttuğum bir an bile olmadığını bir ben olsaydın anlardın.

Seni severken yorulmadım. Çünkü benim yaşam kaynağımdın. Her gün seninle yenilendim çoğaldım… eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim. Çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.

Sevdim işte ötesi yok.

Sana kızmadım ve kızamıyorum da. Bunun o kadar çok nedenleri var ki… kızamıyorum çünkü sana olan saygımda sonsuzdu, sevdim de. Ve sana kızamıyorum çünkü ilk önce sana hak veriyorum.

Seni severken dünyayı da sevdim ben. Ve o dünyadaki insanları da. Bir zamanlar kendime bile dar gelirken içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın en tahammülsüz olduğum anlarda bile seni düşünmek yetiyordu artık bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıyordu adeta. Ve gülüyordum. Beni öylesine güldüren senin sevgindi. Ve ben kaygısız içten gülüşün ne demek olduğunu, ne kadar güzel bir şey olduğunu anladım seninle.

Meçhule giden bir gemi var uzakta
Gelinler kadar sade
Ve beyazlar kadar temiz
Kim bilir hangi umutlarla yol alıyor
Yelken açmış bilinmeyen bir yerden
Bilinmeyen bir yere
Ne el sallayan var ne de bakan
Sanki yolcusu olmayan bir gemi.

Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm. Aşamayacağım bir zorluk yoktu. Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve o menzile ulaşmak için her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımda ise sakin sabır göle dönüşür, bir tek sen girebilirdin o göle.

Yağmura tutulmuştum sanki. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmura tutulmuştum herkesin güneşten kavrulduğu birkaç günlük adını telaffuz bile edemediğim bu küçük kentte. Kurtlar sofrasında yaşamak isteyen av gibi ürkek Haziran ayında masum mavi benekli çocuklar kadar yaşamın farkında değilim beklide. Kim bilir belki de Cahit Külebi gibi bir hikaye yazıyorum ya da konular arıyorum hikayeme.

Oysa ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdum yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın.

Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek ilk kez bu kadar kolay kabullenmişti seni. Herhangi bir konuk değildin benim için artık. Bu yüzden olsa gerek ne bir ağırlama, ne bir uğurlama vardı senin için bende. Sen bu yüreğin gerçek sahibiydin.

Seninle olduğum gün sonbahardı kışa girdik ya. Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı bile zayıf kaldı senin renklerin karışsında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş bir güldün. Kırmızıydın ateş gibi. Ve asıl mavi olan sendin. En çok bu renkle anmayı sevdim seni.

Gözlerim ağlamaklıydı dün gece.
Resmine baktım durdum saatlerce
Uykunun izi yoktu gözlerimde
Bu şiiri dün gece ben sana yazdım.
Anlatacak çok şeyim vardı sana
Uzaklar yakın,  yakınlar uzaktı bana
Kalbimde alevler yana yana
Bu şiiri dün gece ben sana yazdım.
Bir gül değmiş ellerime
Ellerim korkak ellerim ürkek
Gülüm olur muydun benim hayallerimde,
Rüzgarlarla yapraklarını savurarak gözlerimde
Ağlayan gözlerimi susturdum da
Bu şiiri dün gece ben sana yazdım.

Şu an tabiri caizse darmadağın bir haldeyim. Çünkü; her şey üst üste geldi ve hala koca bir dağ, koca bir okyanus, koca bir kıt’a olarak üzerime geliyor.

Akşam olunca karanlığın korkunç kasveti çöken bu kentte yeni bir ışık,yeni bir hayat kaynağı, uçsuz bucaksız, büyük bir ırmak gibiydin sanki.

Kalabalıktan korktuğum için değil, kendimi tanımak için ihtiyacım vardı sessiz sakin yalnızlığa. Biraz mum ışığı Adams’ın ağzından “Everything I do” parçasının sözleriyle karanlığa doğru bakarken yoğunlaşan düşüncelerimde hep eksik  olan bir şeylerin hissine kapılırdım. Hep hayal ederdim seni hep gördüğüm ama hiç tanımadığım…


Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git